Sanalda bu kadar rahat olmanızın nedeni sokakta yanınızdan geçsek sizi tanımayacak olmamız. Fakat böyle dahi olsa kendine üç kuruşluk saygısı olan insan bu hallere düşmezdi. Öte yandan insanın kendine saygı duymasının ne gibi katkısı olabilir? Kendimi saygısı olmayan insanlarla karşılaştırdığımda onların benden daha mutlu olduklarını gözlemledim. Onlar insanların kendilerine ne dediklerini önemsemezler ve başkalarının mutsuzluğundan mutlu olurlar.
Egolarınızı tatmin edecek başka birşeyler bulabilmenizi isterdim. Fakat bu sizin suçunuz değil. Sizi yetiştiren anne ve babanızda. Onların size vermediği terbiyeyi, ben verecek değilim elbet. Ayrıca okulda da öğretmenlerin ve idarecilerin bize davranışlarından dolayı da kendinize saygı duymayan bireyler haline gelmiş olabilirsiniz. Anlıyorum.
Peki insan ne için yaşar? Pek çok öğretmenim ve birkaç şairin dediği kadarıyla insan şerefi için yaşar. Bunların farkında varabilecek kadar akıllı olup olmamanız önemli değil, bu her insanda olan bir hissiyattır.
Uzun lafın kısası sanal aleme kendinizi fazla kaptırmayın. Kişiliğinizi sahte hesapların arkasına saklamayın. Karşınızdaki gerçek bir insan ve onun bir kalbi var. Hoşçakalın…
Adele - Rolling In The Deep (Grammy 2012)
Geç kaldı hayat
Ömrünü 3-5 kuruşluk zevkler için tükettiğinde aslında yapmak istediğinin o olmadığını anladığında ve ben gittiğim de çok geç kalmış olacağız.
Ve ömrümü yükselmek yerine saçma sapan oyunlarla tükettiğim de bütün bunların şuan farkında olsam dahi öldüğümde anlayacağım.
Gerçekten bir oyunun bağımlısı olduğunuz da ve o kadar emek verdikten sonra bırakmaya yanaşamadığınızdan biz zaten ölüyüz. Belki oyunda iyi olabilirsek öldüğümüzde orda 3-5 kişi anar bizi. Bu da Whitney houston’unkiyle kıyaslanamaz tabii.
Demek istediğimi anlatabiliyor muyum? Ölene dek birşeyler yapmamız lazım.
:O
Anonymous
ölümsüzlük
Mesaj kutusu gibidir hayat. Bir süre girmezsin ve girdiğinde 2-3 tane mesaj gelmiştir. Oysa eskiden 10-20 tane gelirdi, her gün. İşte hayat bundan ibarettir, dostum. Sen öldüğünde mezarında 1-2 çiçek olur mu dersin?
Sen bir beden yığınısın, dostum. Öldüğünde geriye boş bir oda kalacak. Atılacak olan diş fırçaların ve kirli sepetindeki donların. Öldüğünde bu dünyaya ne bıraktın? İnsanlar seni nasıl hatırlayacak? Veya seni hatırlayacaklar mı?
Ölümü halt etmiş bir kaç insan vardır. Onlar insanların zihinlerinde yaşarlar. Ve bu ölümsüzlüğün ta kendisi. Önemli olan ölümden öteye geçebilmektir.
Sen bir beden yığınısın, dostum.
kuantum ve kader
Hayatta öğrendiğimiz ama bir türlü uygulamaya geçiremediğimiz şey de istediğimiz şeyin biz isterken olmamasıdır. Hani birşeyi ararız ve o aklımızda değilken buluruz ya onun gibi birşey. Bütün bunların kuantumla ilgisi olduğuna inananlardanım.
Fakat çözemediğim şey başımıza gelen kötü olayların bizim amacımıza ulaşmamız için bir işaret olduğu. Hayır yani bunu ben demiyorum, öyle diyorlar. Gözlemlediğim kadarıyla benim hayatımda öyle. Ama gelen sürprizler acılarımızı teselli edecekse hiç gelmesin ne anlamı kaldı ?
Kaderimizi biz mi çiziyoruz yoksa o baştan beri yazılı mıydı? Baştan beri yazılı olsa dahi eminim bunu bize söylemeyeceklerdir çünkü çok saçma. Düşünsenize; o zaman gidin adam öldürün ve bakın bu benim kaderim!
hırsızların egosu tanrıdan üstün çıktı, maalesef.
Bilmeniz gereken tek şey başkalarının birşeylerini çaldığınızda mutlu olamayacağınız. Gerçekten samimiyim. Başkalarının birşeylerini çaldığınızda sahip olacağınız tek şey hırsızlık ünvanı. İnsanlar size imrenmeyecek haksız yere sahip olduklarınızdan ötürü. Aksine hırsız diyecekler aşşağılayacaklar sizi. Ayrıca haksız yere kazandığınız her ne olursa olsun bu şerefinizden daha değerli değil. İnsanlar şereflerini nasıl düşünmeden haraket ederler bilmem. Ama gerçek şu ki kaybedilen şeref geri gelmez.
Ve ayrıca yine biliniz ki benim kaybettiğim herşey başka bir suretle katlanarak bana döner ! Belki anlık kaybetmenin üzüntüsüyle üzülürüm, şuan olduğu gibi. Kaybetmemin nedeni ise insanlara güvenmem idi. Defalarca kez güvenmem. O kadar aptalım ki…
U2 - One (Anton Corbjin Version)
Oha bir soru sordum diye nolmuş böyle mal insanlar var :/
Anonymous
Boşver ya 11-12 kişi unfollow etmiş o mal insanlar gitti yani rahatim şimdi :)
Ateistlik hakkında ne düşünüyosun?
Anonymous
Bu soruyu hangi amaçla sorduğuna bağlı. Ve bir çok ima içeriyor. Ama ben her yönden cevaplamaya çalışacağım.
Öncelikle ateist bir kişinin hangi şartlar altında buna inandığını sorgulamalıyız. Eğer o kişinin çevresi, yaşadıkları, okudukları vs. sende olsaydı sende ateist olurdun. Dini görüşünü bilmiyorum fakat çevre koşulları dini görüşlerimize etkendir. Ve inançlarımız heran değişebilir.
Ateizm bireysel incelediğimiz de ise bence ateizm özgürlüktür. Ortada Tanrı yok ibadet yok günahlar yok. Ve ateizmi doğru anlayan bir insanı başarılı bulurum. Ahirete inanmayan bir insan n’apar? Veya ahiretin olup olmadığında şüpheye düşen insan? Tabii ki de ismini ölümsüz kılmaya çalışır. Çünkü öldüğünde yok olacaksa yaşamın ne anlamı kalır? Tabii bu anlattıklarım bireysel her kafadan farklı ses çıkar. Dediğim gibi söylenen her söz düşünülen her şey yaşanılan şeylere bağlı.
Okumayacaksın ben yine de yazıyorum
”Onu özlüyorum evet ama asla bir daha bir araya gelemeyeceğiz.” dediğinde baştan kaybettik zaten. Sen yazdıklarını okumadığımı sanıyorsun, seni unuttuğumu sanıyorsun, seni hiç sevmediğimi…
Kabul ediyorum. Ben aptalım, ben egoistim, ben cimriyim, ben kötüyüm. Ama bütün bunlara rağmen sevebildiysen eğer hiç birşey imkansız değil. Ama şimdi şunu anladım ki biz birbirimize ait değiliz. Biz anlaşamıyoruz. Ve sevgimiz herşeyi aştıysa da bir yere kadar. Pişmanım ne fayda? Birazda kızgın..
“O bana cevap bile yazar belki ama cevap vermicem.” demesiyden eğer, gururumu çiğneyip sana destanlar yazmaya hazırdım! Belki sahici değilsin ama yine de bunu dememeliydin. Ve sesimi duymayacaksın elbet. Benim böyle olmamın sebebi seni sevmemdi. Ben kötü birşey yapmadım sevmekten başka.
Sanki damarım kopmuş gibi. Kalbim delinmiş gibi. Sen yokken, bütün mutluluklarım anlamsız. Ve bundan sonra sen olmayacağına göre yaşamak gerçekten de çok boş.
Eğer gerçekten uzaktan şöyle bir bakıp hayatımızı nasıl mahvettiğimizi görebilseydik hepimiz tanrı olabilirdik. Sanırım bizi tanrıdan ayıran şey aptal olmamızdır. Bu bağlamda nietzsche yanıldı. İnsanoğlu aptaldır.
Onu çok özledim. Tanrım, ben yalnızım. Dostum olmuştu yıllar sonra.. Bu Tanrının varlığına inanmam için bir işaretti. Fakat ben onun ölümünü izlemekten başka hiç birşey yapmadım. Günden güne eriyordu.
Bunun farkında değildim başlarda. Herşey okulu ektiğimiz bir perşembe günü başlamıştı. Oğlanların evine gittik. Şişe çevirmece oynayalım dediler. Sonra… soyunduk. Sonra oğlanlardan birinin ablası bastı. Belki de bu dönüm noktasıydı, minnettarım. Sonra tuvalete kaçardık. Sigara içiyordu ve kapıda onu beklemek zorundaydım. Sonra okula gelmemeye başladı.. Zaten 2 yıllıktı ve devamsızlık 32 gün olmuştu.
Artık o olmadığına göre yola yalnız devam edeceğim eskiden olduğu gibi. Ve her ne kadar kızsam da özleyeceğim seni dostum. Belki birlikte ölürüz.
Ölmeyi becerene dek bu dünyaya bir yığın dolusu sinir bozucu yazılar bırakacağım.
Okumayanlarınız akıl sağlığını korumayı başarabilir. Okuyanlarınız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Gerçeklerin farkına vardığınız da saçma sapan bir varlığa dönüşüyorsunuz.
Aristokes beni tanısaydı heralde evlatlık falan alırdı. Tanrıdan hiç bahsetmeyeceğim ne yapmaya çalıştığı belli değil.
Fanileri kutsarım. Yapmaya çalıştığım şey insanların hayatını kurtarmak ama yazılarım yüzünden bir çok insan akıl sağlığını yitirmiş durumda. Henüz okumadıysanız çok geç değil siktirin gidin bence.
Sizce gerçekten kim olduğum önemli mi?
22.02.2011 itibariyle terkedilen pek çok blogdan biri... Belki bir gün gelirim.